22 Ekim 2015 Perşembe

Yoğurt çorbası


ev yoğurdu mayala, tüket. şimdi reklamı geçip, emaye tencereden kalanlara bakıyorum. yine yeniden mayalayacağın yoğurt için mini reçel kabına mayalık yoğurt ayır, kalanından yoğurt çorbası yap. gerekli malzemeler bir bardak yoğurt, bir yumurta, iki yemek kaşığı un, (daha kıvamlı oluyor) biraz sıvı yağ. sakın yoğurttan kalan yeşil suyu lavaboya boca etme, çok faydalı o.
evet, cam bir kaseye yoğurdumuzu ve yeşil suyunu aktarıyoruz, üzerine yumurtayı kırıyoruz ama sakın hayal kırıklığı yaşama çünkü yumurta reklamlardaki gibi sarhoş, ağır aksak düşmüyor kasenin içine, pat diye düşüyor ve yoğurda güneş doğmuş gibi oluyor, sen hemen yaz sıcaklarını anımsıyorsun, bitmez gitmez uzun günleri... baharda işte yaz geldi, geliyor. bin plan yapıp, bir tanesini yaptığında mutlu olduğungünler. gene de haksızlık etme canım, şu dünkü ve bugünkü yağmur da yağmasa; havalar soğuyacak, hele perşembeye dikkkaaatttttt diye bağırmasa, sanki tek dert havaymış gibi yapmasa medya, hele günler, olanlar bitenler... bir kilo pamuk mu ağır, bir kilo kurşun mu diye sorsalar ve biz olana bitene baktığımızda "kurşun gibi günler, her olan biten kurşun valla billa, kurşun, keşke bir kilo pamuk ağırlığında olsa diye yeminler etsek de. yapacağımız tek şey pusula, bize doğru yolu gösterse de gidip de heyyyooo yirmi dokuz ekim tatil hangi otele gitsem diye netten kampanyalı tatil ararsan, şikayet etmeye hiç hakkın yok. tatil köylerinin, otellerin bir önceki günden kalma çöpleşmiş yemeklerinden yeni yemekler türetirken, seni bol mayonezli, at etli mi, kedi köpek etli mi bilmem, berbat yemekleri mi seni mutlu edecek, geleceğini belirlemek varken.
olmadı mı, yemek, keyif ve gösteriş hastası. git kasaptan beş kangal sucuk al bir de otuzlu yumurta al, yap sucuklu yumurtaları da şişir göbeğini, gösteriş yapamadım diye de üzülme, sucuklu yumurta sofrasını da poz poz çek fotoğrafını, "ailecek sucuklu yımırta qeyfi deyu" koy facene. kendi magazinini, piyarını falan yönet. valla biz çok çatlarız senin qeyfine falan. 
dur ben güya yoğurt çorbası yapıyordum, en son nerde kalmıştık, en son bir yumurta kırmışım bir bardak yoğurda ve yaz gelmiş. aslında sonbahar geldi ama laf aramızda biz eylülün kırkbeşinci gününü yaşıyoruz. tamam tamam, yumurtanın üzerine demlik süzgeciyle unu eliyorum, işte şimdi de kar yağdı evet tabii kış geldi, yumurta alttan kabarıyor ama görünmüyor. o zaman göz kararı sıvı yağı şöööle bi gezdir.. çıkar çırpma telini. aman sakın diyeyim, mikser falan çırpma. şu küçük el aletlerini hiç sevemedim gitti, sabah mı, gece mi yapıyorsun bilmem ama ikisinde de kafanı zaarrrrrrr diye şişirir. oysa yemek yaparken insan neler yazar neler ama sonra kafasında o yazdıkları bi yerlere gitmiş olur. galiba uzay boşluğunda kulaç atıyorlar. otur yaz desen olmaz. interneti açmışsındır, tv açmışsındır, eeee tabii ne konsantrasyon kalır ne bişey.
evet diyordum ki, çırpma telinle çap çap çap çırpmaya başla. hımmm kıvamı koyu geldiyse, biraz su ilave et. aslında malzeme biraz komik, içine tuz ve lor ilave etsen tuzlu keke dönüşüverecek, şeker ve kabartma tozu ilave edecek olsan kek olacak. sen bildiğinden şaşma aynen böyle çırp, ocağa tencereyi yerleştir, dök içine malzemeni. başla çırpma teli ile karıştırmaya. aman sakın ha tahta kaşıkla karıştırırsan, pütür pütür bişi olur o da biraz nahoş bi çorba olur. böyle küçük sırları aşçılar ve yıllanmış çok bilmiş ev kadınları vermez. ben vermiş olayım neyse. bir daha yemek tarifi yaparsam, küçük sırlarımı vermeyeyim bari.
kaynadı di mi? bembeyaz bi şey oldu. mini reçel kabına, -tabii temiz olanına,- nane, karabiber, acı toz biber, acısız toz biber koy ve çay kaşığı ile harmanla, sonra kaynamakta olan çorbaya ilave et, bi taşım daha kaynat. valla böyle yağmurlu havalarda çorbadan güzel insanın içini ısıtan bi şey yok.
unuttum, ben de eksik olan bi şey var ama o ne diyordum meğer baştan en baştan bütün malzemenin içine bir miktar, üç yemek kaşığı bulguru süzgeçte yıka ve çorbaya ilave et, öyle çorbayı kaynat. aslında bunun içine pirinç konur ama artık sağlık için bulgur yiyoruz tabii posalı falan. pirinç nişasta işi, şekeri yükseltir o da yağa dönüşür ve gelsin kilolar. kim ister yağı, kiloyu. hiç sevmediğim bi şey ve vermesi çok eziyetli.
bu arada pirinç insanları diye bi insan tipi vardır. onlar hep pirinç yediklerini iddia ederler, çünkü bulguru köylüler yerler. saraydan çıkmalar ya, sarayda varaklı koltuklara oturup varaklı bardaklardan ayran içip (mi acaba) varaklı çin porselininden belki de bavyara fabrikalarında üretilmiştir tabaklarında -özel ısmarlama, tanesi kaç bin avro acaba?-  oradan pirinç pilavını yerler. 
neyse yemek tarifinin dışında tutayım onları, bu yazıda yerleri yok. benim amacım sadece bi çorba tarifi yapmaktı. o da ev yapımı mayaladığımız yoğurttan kalanlarla.
ee bu arada tarifimi de yaptım. ehem galiba ilk yemek tarifim de yoğurt çorbası sanırım. 
afiyet olsun. yirmi dokuz ekim diye tatile gitme lütfen.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...