2 Mayıs 2015 Cumartesi

Dokunulmamış Kadınlar & Emine Supçin


Bu roman için ayraç olarak papatya kullandım. Her kahramanının birer çiçeğe dönüştüğü roman için papatyadan başka bir ayraç kullanmam düşünülemezdi, değil mi?
Yok, yanlış anlamayın; gırtlağımıza kadar klişelere boğulduğumuz "kadınlar çiçektir" klişesi değil romanda anlatılanlar.
Tam aksine kaldırım çiçeği gibi onlar. Kalıp kalıp betonların arasından ışığın, suyun, yaşamın yolunu bulan kaldırım çiçeği gibi, zoru başaran ve birbirine dokunan her bir kadının hayatı.
Dış dünya dediğimiz erkek dünyası, her adımında kadınları ezmeye çalışsa da, aklıyla, içgüdüleriyle, azmiyle hayata tutunan, kendisi tutunduğu yetmiyormuş gibi başka kadınlara, insanlara hayat veren roman kahramanı kadınlar.
Roman tüm kadınlara umud vaad ediyor. Erkek dünyası tarafından kadınların eğitimden uzaklaştırılarak, töre, savaş ve şartlı evliliklerle nasıl hayatlarının bitirildiği anlatılıyor.
Zaman salıncağında bir ileri bir geri sallanırken, şimdiyi nasıl da es geçtiğimizi, her anın şimdi olduğunu bununla birlikte geçmişte ya da şu anda ve muhtemelen gelecekte de, hangi sosyal katmanda kadınların nasıl kullanıldıklarının hikayesi bu. Zengin, fakir, bilge ya da cahil insanlar yüzünden, kadının kaderi değişmiyor.
Bu kaderi değiştirecek olan yine kadınlar. Eğitim görerek, azmederek ve birbirimize dokunup el vererek, işte o zaman dünya kadınlar için ve tabii diğer insanlar için de cennet halini alabilir. Kadın eğitim ve zekasını kullandığında cahillik ve basitlik çemberinden kurtularak, dış dünya tarafından enjekte edilen kıskançlık ve rekabet sığlık duygularından arınıyor.
Roman için hem sinemaskop hem de edebi özelliğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Yazarın betimlemeleri ve anlatımı sayesinde hem edebi tat alıyor hem de sinema izliyor hissine kapılıyorsunuz. Bölüm sonlarının heyecanı ise size romanı bir an önce bitirmeyi arzu ettiriyor.
Ve kahramanın da dediği gibi, siz de bu fikre acayip kapılıyorsunuz:  "ihanet eden her erkek yükseklerden uçmayı hak ediyor."
Romanın sonunun harika bir finalle bittiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Ayrıca hangi romanda karşılaşırsam karşılaşayım hoşuma gittiği gibi, bu romanda da ana karakterlerinden birinin Nilüfer ismi olması oldukça hoşuma gitti.
Nice romanlara olsun sevgili Emine Supçin, yüreğine, zekâna sağlık...

4 yorum:

Emine Supcin dedi ki...

Bir solukta okudum, şu yağ gibi akan kaleminden, paten zevkiyle dökülen sözcüklerini... Ne güzel anlatmışsın Nilüfer'im... Kalemine, romanın dokunduğu yüreciğine ama en önemlisi o güzel aklına sağlık!... Milyon teşekkürlerimle... Sevgimle sınırsız...

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Teşekkür ederim Emine'm, senin de emeğine, yüreğine sağlık. Yeni romanını merakla bekliyorum. Sevgilerimle...

Begonvilli Ev dedi ki...

Yazdıklarını beğeni ile okudum. Klişe anlatımları ben de sevmem. Çok naif, çok duyarlı açıklamışsın düşüncelerini. Bir ayraça yüklediğin anlam bile incelikli. Kitaba gelince, okumayı istiyorum. Sevgimle❤

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Çok teşekkür ederim, sevgilerimle :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...