5 Mart 2015 Perşembe

Instagramda ben!


Akıllı telefonu almamdaki birinci nedenlerden biri, Instagram kullanmak içindi. Oysa ilk zamanlarda aman aman fotoğraf çekmeyi bilmiyordum. Çok kötü değildi ama kendi açımdan beğenmiyordum.
Şimdi her gün fotoğraf çekip yayınladıkça fotoğraf konusunda ustalaştığımı hissediyorum, hem de faceye gönderdiğimde gerçekten beğeni alıyorum. Tamam biliyorum, face çokça yalan, al gülüm ver gülüm sitesi. Ama çoğu kişinin fotoğrafçılık kursuna gidip gitmediğimi sorduğunda, tamam diyorum evet güzel çekmeye başladın. Tabii çekimlerin güzel olması yanısıra fotoşop tekniklerine de başvurmadığımı söyleyemem. Fakat böylesi bi dijital çağda kim fotoşopa başvurmaz ki?
Kadrajı nerden alcağımı, hangi fotoğrafın güzel olacağını içgüdüsel mi desem, yoksa deneme yanılma mı desem, gerçekten güzel kareler çıkabiliyor. Bazen de güneş öyle bi ekrana odaklanıyor ki, ne çektiğini bilmeden çekiyorsun ve tesadüfi enteresan kareler çıkıyor. İşte o kareler gerçekten de benim için de sürpriz oluyor.
Her gün çektiğim fotoğraflara baktığımda, iki gün önce ne yaptığını unutan ben için iyi bir hayat arşivi oluyor. Aaa o gün oraya gitmiştik, bak sen o günler ne yağmurlu ve ne soğuktu diyebiliyorum.
Üstelik bir yararı da evi seven ve evden fazla çıkmayı sevmeyen benim gibi bi insan için hergün sokağa çıkmak gibi bir nedeni olabiliyor. Çekiyorsun, çekiyorsun ve bir iki gün çekmeyince sermayen tükeniyor. Dışarı çıkayım, yürüyeyim fotoğraf çekeyim hevesi içinde oluyor insan. Bu sayede de sürekli dışarı çıkıyorum. 
Benim tarzım için sokak ve manzara diyebilirim. 
Sosyal medyanın her mecrasında olduğu gibi instagramı da herkes kendi meşrebine göre kullanıyor. İlk zamanlar takipçilerim benim açımdan nahoş sayılacak kimselerdi. Dudaklar sürekli önde mucuk fotoğraflarını çekenler ve kendi piyaslarını oluşturmak isteyenler takip ettikçe moralim de bozulmadı değil. Manzara resmi olan profil fotoğrafımı gerçek fotoğrafımla değiştirince, bu tür kişilerin beni takip etmesini engellemiş oldum. 
İngilizce'yi daha iyi öğrenme ve iletişim içinde olma ve dünyadan değişik yerler görme adına daha çok yabancı takipçiler bulmaya başladım. Bu takipçileri buldukça da, dünyanın farklı insanlarının gerçekten değişik olduğunu gördüm ve İsveç insanlarının gerçekten dürüst olduğunu anladım. İtalyanlar oldukça dolambaçlı ve düzenbazlar gibi hissettim. Hele şu meşhur İtalyan erkeği var ya, tam bi maçolar ve kendilerine hayranlar. Yunanlılar gerçekten de sıcak insanlar. Fotoğraflarının altına Yunanca, İngilizce ve Türkçe yazıyorlar.
Bu arada Türkiye'den hiç bir ünlüyü takip etmediğimi belirtmeme bilmem gerek var mı? 
Egoları tavan yapmış, sürekli kendilerine odaklanmış ve çoğunun dünyası kendisinden ibaret kendi kendilerinin halkla ilişkiler müdürlüğünü yapmaktan başak bi şey yaptıkları yok.
Yorumlar sayesinde daha fazla İngilizce'yi ilerletebilirim diye düşünüyordum ama thanks, thanks a lot, Amazing, Wonderful gibi yorumlardan öteye gitmiyor şimdilik. Aslına bakarsanız Amerikalı bi aktivisti takip ediyorum, evsizleri, dışlanmışları konu alıyor ve en önemlisi altına blog yazısından daha uzun yazılar yazıyor. Bunları okuyabilirim ama açıkçası İngilizceyi kitaptan okumak daha cazip geliyor. 
Instagram maceram gerçekten hızlı ve beni geliştirerek devam ediyor. İlk bloglamaya başladığım zamanlardaki sevinci ve heyecanı yaşıyorum. Böyle de devam edeceğini tahmin ediyorum.


4 yorum:

Balthus dedi ki...

Tabii şimdi merak edip adresi sormalı insan di mi :)gerçi benim bir instagramım da yok ama takip etmek için engel değildir belki :)

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Tabii ki :) https://instagram.com/nilindunyasiii/

Balthus dedi ki...

Bu konuda uzman değilim ama beğendim ben. nice pics :)

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Thank you so much :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...