16 Temmuz 2014 Çarşamba

Ustalara sövgü


Ustaya işim düşecek diye korkuyorum. Tüh Allahım uzun zamandır yazmayınca kendimi kilitlenmiş gibi hissediyorum. Bi yerden başlamak lazım değil mi? O başlayacağım yer ustalardan şikayet etmekle oldu ama bunu yazmam lazım.
Bu ülkede ustalarda ya da herhangi bi hizmet sektöründe genel olarak mesleki anlamda ahlak  anlayışı yok. O yüzden ustanın insafına kalmış durumdasın. Sırf bu yüzden evin badanasını yaptım ve onları çekmediğim için çok da memnunum. Yorulmadım mı? Evet, oldukça yoruldum ama eminim ki badanacı gelseydi bundan en az beş kat daha fazla yorulacaktım. Manevi işkenceleri, kaprisleri kadınsın diye daha fazla kazıklamaya çalışmaları ve bunlarla baş etmek çok zor. 
Ustalar beden gücü gerektirdiğinden erkeklerden oluşuyor. Kadın badanacı grupları olsa birbirimizi daha iyi anlar ve bütün bu çektiklerimizi çekmeyiz. Mesela aynı zaman dilimi içinde evin iki ayrı penceresine güneşlik perdeler diktirdik ve oldukça teknik ve uğraşı gerektiren bunlara kadın terzi sadece 15 tl aldı. İki sandviç parası değil bir sandviç ve ayran parası. O kadın emek vermiyor mu? Bütün gün makina başında eğilmiş tar tar dikip duruyor.
Bütün bunlarla cebelleşip dururken düşündüm de biz Hayat Bilgisi dersinde ne gördük? Bize özellikle kadınlara hayatta erkeklere işimiz düşmemesi adına okullarda neden tamirat dersi verilmez anlamıyorum. Bir priz değiştirme, sigorta değiştirme, avize takma, sıhhi tesisat, çeşme değiştirme v.s. gibi şeyler çok ama çok basit şeyler ve hayatta kalmamızı sağlıyor. Ama nerdeee? Hele şimdilerde isteniyor ki, kadın erkeğe daha da muhtaç olsun, iki gıdımlık aklı olmayan erkekler kendini iyice bi bi bok sansın. Zaten erkeklerin egoları çok şişmiş durumda. Bu yüzden yaptıklarını bir abartma bir abartma. Yalan Dünya dizisinde Gülse boşuna Selahattin karakterinin soyadını ÇAKALER yapmamış. Kiminle konuşsam bu ustalardan dert yanıyor. Doğru dürüst iyi bir ustaya rastlayanı çok az. Onu da nerden bulacağız? Oofff offf. Bu ülkede hiç bir şeyin denetimi olmadığı için isteyen istediği fiyatı verdiği gibi şikayetçi olsan şikayet edeceğin bir kurum yok. Etsen ne olacak? Ha buraya yazmışım ha varamayok kurumuna şikayet etmişim. En iyisi elinden geleni kendin yap.  
Eh artık neyse ki evde bu tip işler bitti ve artık yeni bir tadiladımsı işler çıkmasın diye dua ediyorum. Yorgunum yorgunum yorgunum.
Biter bitmez Gabriel Garcia amcanın Benim Hüzünlü Orospularım'a başladım. Nasıl iyi geldi okumak, ne özlemişim. Şimdi yine devam edeyim ve yeniden bloguma yazılar yazayım istiyorum. Neyse ki benim için hayat normale döndü. 

4 yorum:

RABİA SERTELİ dedi ki...

Ah ah!!!hangi birini anlatayım. En iyisi hepsini unutmak. O kadar güzel anlatmışsın ki fazlası yok eksiği var. Bunlar, kendi kendilerini usta ilan ediyorlar galiba. Ustalık belgelerini de sormuyoruz. Öyle bir belge var mıdır acaba. Çok nadir olsa da işini çok iyi yapan ustalar var. Onları da şirketler kendilerine bağlıyorlar. Geçmiş olsun, güle güle oturun :)

Balthus dedi ki...

Sonunda hayatın normale dönmesi...ne hoş,kıskanılası hatta.Ustalara sövgüye gelince haklısınız sanırım.

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Neyse ki normale döndü ve kendi işimi kendim yaptığım için mutluyum gerçekten de. Çok teşekkür ederim.

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Haklısınız Rabia Hanım, en iyisi unutmak, herhangi bir tamirat işi çıkmaması için dua ediyorum. Ustalar gerçekten insanı çileden çıkarıyorlar. Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...