18 Haziran 2014 Çarşamba

Afacan Dennis'in gerçek yaşamı

Ne kadar da mutlu görünüyorlar değil mi? Bizim bildiğimiz adıyla Afacan Dennis ve babası. Babası yaramaz oğlunu gözlemlemiş ve yaramazlıklarından çizgi romanlar türetmiş. Para ve şöhret saysesinde bir insanın ömrü için ifade edilen sonsuza kadar mutlu yaşamışlar. 
Hayır hayır, para, şöhret, aile bağları.. Hiç biri mutlu olmaya yetmiyor, yetmediği gibi belki sonsuz mutsuzluğun kaynağı olabiliyor.
Bütün bunları bir yeraltı romanı olan Hakan Günday imzalı Piç romanında ancak Afacan Dennis'in gerçek hayat öyküsüyle karşılaşabilirdim.
Afacan Dennis'in kanlı canlı bir çocuğun öyküsü ya da ondan ilham alınarak üretildiğini düşünmüş olabilirsiniz ama birazdan aşağıda okuyacaklarınızı kimbilir kaç kişi tahmin eder bilmiyorum.
1920 doğumlu bir adam. Amerikalı. 40'ların başında Alice adında bir kadınla evlenir. 44'te bir çocukları olur. Kısa adı Hank olan Henry King, bir çizerdir. Çok yetenekli bir çizgiromancı. Ama iki büyük sorunu vardır: uyuşturucu bağımlısı bir karısı ve hiperaktif çocuğu. 
Bir gün, aile Hank'in atölyesindedir. bir saniye bile sabit durmayan çocuğa tokat atan Alice, dönüp Hank'e şöyle der: "Senin oğlun tam bir tehdit!"Hank bir hafta aradan sonra beş buçuk yaşındaki çocuğun sonsuz yaramazlığı üzerine kurulu bir çizgiroman senaryosu yaratır. Kahramanın adı çocuğunkiyle aynıdır. "Dennis The Menace." Yani bizde bilindiği adıyla "Afacan Dennis" yani "Tehdit Dennis". Hank, çocuğun yaptığı bütün yaramızlıkları, kesinlikle müdahale etmeden izler ve kaydeder. Daha sonra hepsini çizgi romana aktarır. 1951 de Dennis The Menace adındaki çizgiroman ortaya çıkar ve bir gazetede yayımlanır.
59 yılında Alice Ketcham -ki çizgiromandaki Dennis'in annesinin adı da Alice'tir- "over dose'tan" ölür. Hank çocuğunu yatılı bir okula terk eder ve Cenevre'ye taşınır. Dennis'e sadece para yollar ve onunla hiç görüşmez. Oysa oğlu, çizgiromandaki adıyla "Dennis Mitchell" olarak her zaman karşısındadır. Çünkü bu arada çizgifilmleri yapılmaya, çizgiroman albümleri dünya çapında tanınmaya, Amerikan dizileri çekilmeye başlanmıştır.
Dennis Ketcham girdiği bütün okullardan atılır ve Vietnam Savaşı'na katılır. Gerçek bir serseri olan Dennis Ketcham savaştan döner ve sefalet içinde yok olur.
1977 de babası Monterey'e, Amerika'ya döner. Dennis'in annesi dışında iki kadınla evlenmiş olan Hank, ölmeden önce sorulduğunda şöyle der. "Oğlum mu? Bilmem. Galiba Doğu'da bir yerlerde..."
Dennis The Menaece adındaki çizgi romanın albümleri dünya üzerinde elli milyondan fazla satmıştır ve Hank dolar milyoneri olmuştur. Kendi yaramaz çocuğu sayesinde. Yaramazlığına dayanamadığı için terk ettiği çocuğu sayesinde. 
İşte zamanında Walt Disnye için bile çalışmış olan Henry King Ketcham denilen bu adam sayılı orospu çocuklarından biridir ve bütün bunları çok az insan bilir."
Ve bütün bunları vikipedi yazmıyor.
Hakan Günday'ın romanın konusu olan dört arkadaşın öyküsü de, piçliği ailelerinden kaynaklanıyor.
Not: Hakan Günday Piç romanı alıntısıdır.

4 yorum:

Balthus dedi ki...

Orospu çocuklarına haksızlık edilmiş daha uygun bir sıfat bulunabilirdi. Bilmiyordum bu gerçeği,hayret.

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Gerçekten öyle, öz oğluna karşı bu kadar nasıl acımasız olmuş anlamak zor.

Begonvilli Ev dedi ki...

Ne hayat öyküleri var!Bir kaç film versiyonunu izlemiştim. Düzgün bir aile olarak gösteriliyorlardı filmlerde. Yaşam kandırmacalarla dolu. Bazı insanlar gerçekten pislik!

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Maalesef öyle. Özellikle medya hep her şeyi farklı gösteriyor. Kendi işine nasıl gelirse. İnsan soyu sanki kendini ve çevreyi yok etmek için yaratılmış diye düşünüyorum bazen.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...