8 Aralık 2013 Pazar

Çağan Irmak, Behçet Çelik ve Saksı Olmanın Faydaları


Sevmiyorum.
Behçet Çelik'in romanlarını, öykü kitaplarını neden seviyorsam, Çağan Irmak'ın filmlerini onun tam karşıtı olduğu için sevmiyorum.
Behçet Çelik romanlarındaki karakterlerden biri de sen veya ben olabiliriz. Öylesine sıradan, öylesine rutine bağlamış hayatları anlatır. Bağırmadan, sessiz sedasız var olan günümüz yaşantısını bir kişiliğin ekseninde toplumsal yaşamı da anlatır. Onun romanlarındaki kahramanlar asla roman kahramanı gibi değildir. Büyük olayların insanı değildir. Romanlar da buna paralel olarak büyük, inanılmaz olaylarla bitmez. Ancak kahramanın bir evreden başka bir evreye geçtiğini anlarız. İşte o yüzden seviyorum.
Zaten nerde popüler olmayan, sessiz ve gerçek insanlar, edebiyat, filmler varsa onları seviyorum.
Ya çağan Irmak. Seven varsa beni ilgilendirmez ama o sessiz, efendi tipin altında entelektüel bi arabesk yattığına inanıyorum. Belki arabesk bi insan değildir fakat toplumun yapısının arabesk olduğunu biliyor. Bununla birlikte biraz da kentli züppeyi ektin mi? Iımmmm tadından yenmiyor gişe. Eyvallah diyemeyiceğim tabii. Neydi o Issız Adam filmi. İzleyen bütün kadınlar ağlayarak çıkmış ve çok güzelmiş. Yahu böyle bir hayat var mı? Nerdeyse İncir Reçeli. Yok almayayım ben Çetin Ceviz Reçelini severim. :)
Evet işin şakası bir yana, Çağan Irmak o vızıl vızıl konuşması sessiz sedasız bir imaj verse de, filmleri öyle çok bağırıyor öyle çok bağırıyor ki, kafam kaldırmıyor bu kadar absürdlüğü. 
Bütün arıza karakterler hep mi senin filmlerine geliyor kardeşim? (Bunu ruhen söylüyorum tabii.) Bir karakter olur, iki karakter olur. Yok olmaz bütün hepsi bunun filmlerinde toplanıyor.
İşin aslına bakarsanız, popüler olmayı sevmiyorum yan cebime koy diyor. Eee popüler işler de yapıldığı dönem de çok izlenir, sonra unutulur desem de, ne kadar güzel filmleri, yönetmenleri hatırlayan yok.
Velhasıl durum budur.
Geçtiğimiz haftalarda "Saksı Olmanın Faydaları" isimli filme gittim. Film gençlik filmi gibi görünse de öyle değildi. Çok güzeldi. Salinger'ın Çavdar Tarlasında Çocukları'ının filme çekilmiş hali gibi. Kitabı okuyanlar hadi yaaa dediklerini duyar gibiyim.
Bulursanız izleyin derim.  

2 yorum:

Balthus dedi ki...

Issız adam’a laf etmek cesaret ister vallah :)taşlanmayasın. Aynı cüreti bende göstermiş hatta kaybedenler kulübüne de giydirmiştim eski yazılarımda :)entelektüel arabesk ve kentli züppe prim yapan bir kombinasyon gerçekten. Behçet Çelik’i tanımıyorum o ters orantıyı anlamadım tabi :)Çizgi romana gelince,o bizim işimiz:)Neden kızlar sadece Swing ya da Zagor okur !( Ben Justin biber öncülü Tom miks’in dr.salloso ve konyakçı tiplemelerini daha bi severdim. Çizgi roman dünyasının babası Conan’dır.

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Issız pıssız adam ! :) :/ Bende alerji yaratıyor böyle filmler. Hele Amerikan romantik komedilerinin yerli versiyonları yok mu? Ahh öldürün beni. Türkiye insanının hayatının asla karşılığı olmayan filmler. Ama dekor, giysiler, güzel kızlar yakışıklı adamlar yapıyor gişe işte.
Behçet Çelik'i öneririm. Onun için de Behçet Abi diyebiliriz rahatlıkla. :) Conan hiç okumadım vallahi. Ama konyakçı ve Tommiks'e şapka çıkarır saygılarımı sunarım :) ve bütün çizgicilere :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...