24 Kasım 2013 Pazar

Ortaya karışık


19 – 24 kasım tarihleri arasında Fransız Kültür’de kısa film festivali vardı. Ne yazık ki hem kendi işlerim diğer günlerde de, İzmir’de şiddetli yağış nedeniyle sadece 23 kasım yani cumartesi günü gidebildim. Hava çok güzeldi. Hızlı hızlı yürüyerek gittiğimiz Fransız Kültür’ün salonuna girdiğimizde, salon dopdoluydu. En kenarda yer bulduk ve acele tarafından oturduk.
Filmler emek verilmiş ve kafa patlatılmış. Günümüz sistemine, yalnızlığa, kapitalizmin çevre ve hayvan üzerindeki yaptığı olumsuz etkilere gönderme yapan güzel kısa filmler vardı.
Ne var ki, filmleri izleyen çoğu insan, anime filmler olduğundan, filmleri sanırım çizgi film kafasıyla izlediler ve yapılan göndermelere ebleh ebleh gülmeye başladılar. Yahu bütün bunlar dünyada oluyor ve insanın basbayağı canını acıtan meseleler. Ama resmen gülüyorlar.
Böyle bir seyirci grubu var. Sinemaya geliyorum ve gülmeye hazırım. Hadi beni gıdıklasana güleyim. Daha bi hareket gördüğü zaman gülmeye başlıyor. Hayır diyorsun bu insan kısa film festivaline gelmiş, üniversite mezunudur, yok değilse bile kısa filmden hoşlanan, anlayan biri falandır. Yoookkkk, ne gezer? Dakka bir, gol bir açıyor cep telefonunu, ışığı insanın gözünü alıyor. Herif aslında sıkıntıdan patlıyor. Dizini zonk zonki sallayarak bir an önce zamanın geçmesini bekliyor. Çaylar Fransız kültür’den ya! Bedava ya! Adam bedava diye gelmiş, bu saatte Kıbrıs Şehitleri’nde dingil dingil gezeceğine belli bi saate kadar burada takılcak, sonra Kıbrıs Şehitleri’nde dingillik yapmaya gidecek.
Fransız Kültür yönetimi de, mübarek hava soğuk gibi çalıştırmış kaloriferi, o kadar insanın ısısı, salonun havasızlığı bay geldi. Bi de her kısa film sonunda alkışı basmazlar mı? Ben ilk defa sinemada alkış gördüm. Ne bu böyle? Amma da yalaka milletiz böyle. Yıkama yağlama içimize işlemiş. Alkış tiyatroda, konserde, canlı performansta olur. Anlayacağınız çok sinir oldum. Saat 1 den, 2 ye kadarki araya kadar durumumuz resmen bi kısa filmdi.
Yan tarafta çizgilerini gördüğünüz gibi geçtiğimiz hafta Simpsonlara, Woody Allen konuktu. Aman Allahım. Bayılıyorum bu Woody abi’ye.  Resmen kendisiyle dalga geçiyor, Bart ve kız arkadaşı Woody’nin filminde uyuyor, o da yanlarında oturmuş “aaa bunlar da uyudu” falan gibi diyor. Adam zaten dalga geçmeye once kendisiyle başlamış. Bütün filmleri çok güzel. Simpsonzadelere kim gelse, hepsiyle dalga geçiyorlar. Dalga geçilen insanlar da seslendirmeye bayıla bayıla gidiyor.
Peki bizden bir sanatçı bunu yapar mı çok merak ediyorum. Recep İvedik karakterini beğenirsiniz beğenmezsiniz. Türkiye’de karşılığı olmasa bu kadar tutar mıydı? Kompleksliyim, agresifim, saldırganım. Valla bu kompleksli olma durumu çok kompleks bi hal. Agresiflik, saldırganlık hep bunun sonucunda tetikleniyor. Bi kendimizle barışık, önce kendisiyle dalga geçebilen insanlar olamadık gitti. Neee, ne dedin sen? Çattt, çattt! Sen benim kim olduğumu biliyo musun lan?
Efenim bugün öğretmenler günü- ymüş. 12 Eylül’ün dayattığı üzere.  Dünyada 5 Ekim’de kutlanan bu gün, bizde bugün kutlanıyor.
Dün Ankara’da öğretmenlere yapılanları insani yönü kuvvetli olan ve vicdanı olan kim kabul edebilir.
Ve fakat bu öğretmenleri her meslekten ayrı yere konmasına tahammül edemiyorum. O kadar kutsal meslek ki, öğretmenlerin kaburga kemikleri kaşınıp yakında kanat çıkarıp uçucaklar. Size bir şey söyliyeyim mi, çoğu öğretmenimi hiç sevmedim. İlkokulda siz parmaklarınızı birleştirilip ucuna cetvel, avucunuzun içine dikey cetvel yemediniz mi? Tek ayak üzerinde durmalar. Hani doğru dürüst bi suç bile işlemediği halde öğrenci. Medrese sistemi gibiymiş mübarek eğitim sistemi.
Daha ilkokulda öğrenciler arası sınıf farkını, babasının mesleği, oturduğu mahalle ve hatta dün gibi hatırımda evinde süpürgelik olup olmadığını sorup, öğrencilerinin sosyoekonomik durumunu anlamaya çalışan, anladıktan sonra ona göre muamele eden öğretmenlerin öğrencisiyiz hepimiz.
Lise yıllarında, psikopatını da, kıskancını da, rüşvet yiyeni de, hepsini gördüm.-k.
Şimdi  bu durumda kimseye kutsiyet falan yükleyemeyeceğim. İlla ki öğretmenlik mesleği mi kutsal. Bir toplum içersinde yaşıyorsanız, bütün meslekler, bütün insanlar birbirine bir şekilde değer ve herkesin diğerine yararı vardır.
Hatırlıyorum da on küsür yıl once belediye ile çöpçüler arasında problem olduğunda, İzmir’in Konak ilçesi bütün apartmanların önünde çöpler birikmiş, herkes kamyonet falan tutarak o kokuşmuş çöpleri para karşılığı attırmıştı. Genelde herkesin en küçümsediği meslek olan çöpçüler hayatımızdan çıktığnda ayvayı yersiniz.
Dediğim gibi bütün meslekler kutsaldır.
Lütfen ama lütfen önce kendimize karşı dürüst olalım.  







2 yorum:

Balthus dedi ki...

malum perşembeye çizgili perşembemiz oldu. ve maalesef geçen hafta southpark ile simpsonlar çakışınca tercihimi southparktan yana kullandım ben. tüh woody'yi kaçırdım yani,neyse haftaya tekrarını verirler. siz fkm diyince nedense aklıma hep beyoğlu geliyor. başka bir şehirde olabileceğini tahayyül edemiyor bünyem :)ya birinci southpark olmakla beraber simpsun ve family guy da müthiş göndermeler,felsefeler falan havada uçuşuyor. İnanın geçenlerde düşündüm olum levo bundan sonra sadece bu animelerin altmetinlerini anlat blogunda diye. Şu derslerim olmasa... Bu arada şiddetli yağış sele dönmüş,geçmiş olsun. Çok uzatmayım. Ah! sinemada alkış mı? yuh ! çüş... görmeyi bırakın duymamıştım bile..

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Perşembeleri iple çekiyorum Favorim simsonzadeler. :) Gece yarısı da family guy da iyi oluyor. Haftaya izlersiniz Woody'yi, harikaydı. 20 dakikaya o kadar çok şey sığdırıyorlar ki, tekrarlarını izlediğimde başka göndermeleri anlayabiliyor insan. Derslerden vakit kalırsa anlatırsanız merakla okurum. Alkış, ya alkış. Aklıma geldikçe sinirim bozuluyor. Saat 2 de ayrılmak zorunda kaldım. Ne yapalım artık :/ İzmir'e çok yağmur yağdı. Baya da kötü olmuş Konak falan. Neyse ki bizim bi olumsuz durum olmadı.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...