16 Kasım 2013 Cumartesi

Bir şeylerin yanlış olduğu açık


Selam barkod insanları… Evet bu yazıyı okuyan ve okumayan herkes barkod insanıdır. İstersen olma.. Sistem seni öyle bir barkod insanı yapar ki…
Boş vakitlerinde gelirine göre çarşı, pazar, AVM, market market dolaşırsın. Hatta dolaşacak gücün ve vaktin yoksa, market AVM sana internet yoluyla ayağına gelir. Seni barkodun kralı, kraliçesi yapar.
Oysa ki, insanın temel ihtiyaçları dışında pek de fazla ihtiyacı yoktur. İhtiyaç sandıklarımız sadece dayatılanlardan ibarettir. Şu sıralar elimde “Henry David Thoreau’nun, Doğal Yaşam ve Başkaldırı” isimli kitabı var. Ben bu kitabı sevdim. Benim gibi doğal yaşamdan hoşlanan insanoğluna kılavuzluk edecek bir kitap.
Kitap insanın doğada, çok fazla bir şeylere gereksinimi olmadan mutlu huzurlu yaşayıp gideceğini anlatıyor. Meraklılarına öneririm.
Hani hep denir ya; insan doğanın bir parçasıdır, diye. Evet öyledir, zaten. Öyle olmasa insan doğaya çıktığında kendisini özgür, yalın, uçucu hissetmezdi.
İnsanın yüreği deli değilim ben, çıkar beni buradan diye bağırarak bulunduğu odadan, binadan, şehirden, ülkeden, her şeyden her şeyi bırakarak kaçma isteği duyar zaman zaman…
Bu kaçma isteğinin bendeki mekânı doğadır, orada huzur bulur ruhum.
Sanırım zaman zaman da bazılarımıza her şeyleri kökten bırakıp doğada olma isteği gelir. Eyyy istek geldiysen darallardan daral beğen, yalnızlık sığınağım olsun, diye buyurur.
Gitme isteği hayallerin pırıltılı baş tacıdır. Heyhattt her şey bırakılıp gidilemez. Gidilse de mutlak bir şeyler peşinden gelir. Fark edersin ki; bırakıp gittiğininin sadece materyaller olduğudur. Şehir değişir, ev değişir, oda, yatak, kanepe, masa, tabak çanak, kıyafetlerin değişir ama insanlar yaşanmışlıklar seninle kalır. Başın sıkışınca aynı “bırakıp gittiğin her şeye dahil olan insanlar” aranır, aynı yaşanmışlıklarla, aynı anılarla boğuşur beynin. Ve o bırakıp gittiğin her şeyin en önemli kısmı sen fark etmeden seninle gelmiş, gittiğin yeri dar etmeye başlamıştır.
İşte o zaman dönsen bir türlü, dönmesen bir türlüdür. Ben her şeyi bırakıp gittim ve anladım ki; “yok arkadaşım yok her şeyi bırakıp gitmek yok” dersin sonunda.
Varsayalım her şeyi bırakıp gittiniz, yeni yerde de yeniden her şeyi bırakıp gitme isteği canlandı, yine bırakıp gidersiniz, yeni yerde de aynı hayat, aynı istek aynen devam edip gidecektir.
… sonuç olarak her şeyi bırakıp gitmek ayrı bir his, bunu gerçekleştirmek ayrı, gerçekleştirdikten sonra aslında nereye gitsen kendinden kaçamayacağının farkına varmak apayrı bir durumdur.
Yazımızın ana fikri neymiş? İstek olarak kalır, gerçekleşmesi imkânsızdır ve baş tacımız, hayalimizdir… Gidilse de arkamızdan kaçıp kurtulmak istediğimizin mutlak bizi takip edeceğidir. Belki de bu istek mekândan çok, insanın kendisinden kaçıp kurtulma isteğidir, kimbilir?


4 yorum:

Balthus dedi ki...

son üç yazıya yekün bir yorum yapacaktım ama bu hepsinin özü gibi :)
ne demiş büyük depeş üstat:
http://www.youtube.com/watch?v=QrtydD2u1N0

Begonvilli Ev dedi ki...

Kitap not alındı.

O istek aniden depreşebiliyor ya da kronikleşiyor. Gerçekleştirebilene ne mutlu! Bir kısır döngü olsa bile...

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Sayende üstadı yeniden dinledim ve iyi geldi bu saatte. Özün özü. Teşekkür ederim Balthus :)

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Hem de ne kısır döngü. Galiba gerçek göçte gitmeyi gerçekleştircez. Bu da insana ölümün korktuğumuz kadar kötü olmadığını gösteriyor diye düşünüyorum bazen. Korkum devam etse de :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...