18 Haziran 2013 Salı

Murathan Mungan, Sait Faik, Orhan Veli, yaz,


Ev darmadağınık. Hala sıva işleri bitmedi. Dün ön cepheye mantolama yaptırdık. Bu saat olmuş (4) ancak geldiler de mantolamanın üzerine sıvaya başlayacaklar. Diğer balkon ve arka cephe, apartman içi badanasıyla birlikte en az 15 gün sürer. Biz şu evin dağınıklığından bir kurtulsak. Neyse biter biter diyeyim de, kendi kendimi sinir etmeyeyim.
Dur daha sinirlenmem lazımmış. Sinirim ancak yazarak dağılabiliyor. İnsan bu dağınık evde bi şey yapamıyor. Ben de kitap okuyorum bölük pörçük.
Murathan Mungan'ın “Stüdyo Kayıtlarını” okuyorum. Bunu Nesli seçip almıştı, beğenmedi, ben beğenerek okuyorum.
Murathan Mungan'ın ne kadar ciddi ne kadar çalışkan ve edebi yönü kuvvetli olduğunu biliyordum da burada daha iyi anladım.
Üstelik o kadar çok yönlü ki. Onun gibi gerçek edebiyatçıların yanında, şimdi türedi edebiyatçılar çıkıyor ya “böyle edebiyatçıları görüp de, cesaretlerine hayran kalmamak mümkün değil.” diye düşünüyorum.
Bu kitapta kendi düşüncelerini, edebiyat hakkında, yaşadıklarını, yazım tarzını, edebi titizliğini hakkında çok lezzetli anlatmış. Bir de onun ses tonunu ve konuşma tarzını bilince sanki konuşuyormuş gibi hissediyorum.
Bu böyle oluyor işte. Çağdaşın olan yazarı televizyon, radyo gibi yerlerde gördüğün, en azından, o anlamda bir tanışıklığın olduğu için, yazarların bu tür kitapları, benim için konuşma, sohbet kitapları oluyor.
Mesela bu konuda en çok ses tonunu ve konuşma biçimini merak ettiğim Sait Faik'tir.
Ama o gerçekten de konuşma daha doğrusu sohbet havasında yazdığı için hayıflanmıyorsun gene de.
Hele yaz mevsiminde konusu Ada'da geçen öyküleri, burnuma deniz kokusunu, martıların çığlıklarını, çam ağaçlarının gölgesini, Rum kızlarının kıkırdaşmalarını velhasıl rüya gibi bir Ada hayatını, gözlerimin önüne seriyor.
Murathan Mungan diyor ki; “an dediğin nedir ki azizim; düşündüğün, hatırladığın zamanlar ve o zamanlara düşünerek gittiğinde, o an hiç bitmez. Uzayın boşluğunda sıkışmış kalmış ve sen yine gidiyorsun işte.
O yüzden eski dönemleri hatırlamak, kayıp zamanlar değil, her zaman kazanılmış ve zihnin unutmadığı sürece sende yaşayacak zamanlardır. Zaten zihnin unutursa, bugünü de unutur.
Offf çok fena konulara daldım. İç karartıcı. Zihnin tükenmesi falan. Ne ki kaçınılmaz gerçek.
Çık, çık, çık bu sulardan.
Yaz mevsimi, sabah saatleri...
Murathan Mungan'da çok severmiş. Doğrusu ben çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Fazla sayılmasa da uykucuyum. Nesli yaz sabahlarını seviyor ama. Çok erken kalkıyor ve denizi seyrediyor. Ben karacıyım, denizle işim yok. Evet, izlemeyi seviyorum ama... ama işte o kadar. Buna neden ayaklarımın buz gibi olması olabilir mi? Yazın bile demir gibi. O yüzden belki de denize girmeyi hiç sevmiyorum.
Bütün bunları neden yazdım. Gündemden kurtulmak için. Biraz da günlük gibi olsun diye. Artık karar verdim, günlük etiketi de açtım. Kimi günler yazmayı düşünüyorum.

Şimdi de aklıma Sait Abi'min arkadaşı Orhan Abi'min şiiri geldi.
Hadi birlikte okuyalım, tam da bugünler için yazmış sanki.

BEDAVA

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

İşte böylesi yazarlar, zamansız. Kendi zamanlarında kaybolup gitmiyorlar. Tam aksine zaman geçtikçe demleniyorlar, hiç unutulmuyorlar. Onlar da uzayın boşluğunda bir yerdeler belki. Biz tekrar tekrar hatırlayınca “haa evet yaa, biz de bir zamanlar insanlarının değeri olmayan bir ülkede yaşadık ve öldük. Memleket çok güzeldi, ama acayip giden bi şeyler vardı. Baksana bana; belediye çukuruna düştüm de, öldüm. Şimdi de oluyormuş öyle vakıalar. Hala hiç değişmemiş” diye sunturlu bir küfür sallıyorlar mıdır, ne dersiniz?




2 yorum:

GüzelŞeyler Rehberi dedi ki...

Apartman yöneticiliği durumu var sanırım:))
M. Mungan'ın "Yüksek Topuklar"nı hatırladım şimdi, yazın okumuştum, yaza yakışmıştı.
Sait Faik hemşehrimdir bu arada.
Sevgiler.

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Eh öyle gibi bi durum. Bakalım haziran ayı böyle tamamlanacak gibi duruyor. Murathan Mungan yazar olarak çok beğendiğim bir yazar. Titiz, çalışkan ve duygu yoğunluğu oldukça fazla. Sait Faik, ne güzelmiş, aynı memlekette doğmuş olmak.Her yaz defalarca bütün kitaplarını okurum. Bende yeri apayrıdır. Canım sıkılınca hemen okurum. Sıkıntı falan kalmaz :)Sevgilerimle...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...