3 Nisan 2013 Çarşamba

Polis Okullarına Acilen “İleri Ceviz Kırma Tekniği” Dersi Eklensin




Dün yolum kuruyemişçiye düştü. Düştü derken, tesadüf eseri demek istemiyorum. Özgür irademle gittim.
Önümdeki müşterilerin işinin bitmesini beklerken, kuruyemiş denen güzellikleri gördüm. Gözlerim sıkı bir eleştirmen gibi hepsini taradı. En güzel ve en faydalı kuruyemişin ceviz olduğuna karar verdim.
Aynı zamanda da şeklen ne kadar da ilginç bir oluşum olduğuna. Başka bir meyve var mıdır ki; insan beynine benzesin.
Sonbaharda kabuklu taze ceviz yemeye bayılırım. Gelin görün ki; sonbahar mevsimi aynı zamanda nar mevsimi de olduğundan cevizle birlik olup ellerimi kapkara yaparlar. Ben de “amannn olursa olsun, ne yapayım?” der, aldırmam.
Şimdi size ceviz kırma teknikleri hakkında brifing vermek istiyorum. Burada asıl önemli olan, cevizin kabuğunu orantılı güçle kırıp, içindekine sağ salim kavuşmaktır.
Onun için bu kırma işlemini asabiyetten uzak, huzurlu bir günde yapmalısınız. Zira cevize öyle “baammm” diye vurduğunuz anda cevizin yağını çıkarıp, meyvesini kabuklara yapıştırırsınız. Bu ise daha da sinirlenmenize sebep olur.
Neyse ki ceviz kırma aleti almıştım geçtiğimiz yıllarda. Ama onda da gücün orantısız olmayacak. Her işte orantısız güçten fazlasıyla sakınırım. Hep onu derim; orantılı güç her şeye faydalıdır, diye!
Neyse gelelim ceviz kırma meselesine. Niçin bunun üzerinde bu kadar duruyorum: Çok basit; güzelim meyveyi heder etmemek için.
Aslında bu ceviz kırma hadisesinde erkek cinsinin daha başarılı olacağını düşünüyorum. Zira erkek kadından fiziksel olarak –bakın fiziksel olarak diyorum- daha üst konumda olduğu için, evrimleşme süresince gücünü de kontrol etmeyi öğrenmiş, zaman içinde gücünü kontrollü ve dengeli kullanır olmuştur. Bunun tersi durumlarda, cevizi kontrolsüz kıran erkeğin henüz evrimleşemediğini ama evrimleşme süreci içersinde olduğunu anlayabiliriz. Allahtan ümit kesilmezmiş!
Kadınsa fiziksel güçten ziyade, aklıyla hareket ettiği için gücünü kontrol edemez. Ya gereğinden fazla güç harcar ya da gereğinden az. Bu da cevizin meyvesine ulaşırken kadının stres yaşamasına neden olur.
Cevizin ideal ölçülerde iki parça halinde çıkması gerekirken, küçük küçük ufalanarak çıkar. Bu durum kadında asla umutsuzluk yaratmadığı gibi aklını hemen devreye sokarak, şahane bir oluşum olan “cevizli tarator” tarifini yaratıp afiyetle yer ve aile efradına ve misafirlerine gururla sunar. Tarifi merak ediyorsanız bknz. Sonsuz bilgi kaynağı = internet.
Yine yine yeniden tekrarlıyorum kadın aklıyla hareket eder, erkekse nihayet evrimleşme sürecinden geçtiği kontrollü gücüyle. En azından biz böyle olanları makbuldür, diyoruz.
Son günlerde polisin yaşattığı kontrolsüz güç olayı var ki; fecaat bir şey. Protestocu öğrenciler dertop edilip , biber gazı sıkıldı. İnanın televizyonda izlemek bile içime hafakan ruhu çökmesine sebep oldu. Bu kadar da kontrolsüz güç olmaz ki.
Düşününce insana şaka gibi geliyor. …. ama değil.
Gerçeğin daniskası.
Acaba, polis teşkilatına girerken, pratik olarak ceviz kırma sınavı yapılsa nasıl olur? Yine düşününce kendimi tebrik edip, süper olur diyorum. Cevizin meyvesini iki parça halinde çıkaran polis adaylarının kontrollü ve dengeli güç kullanacağını düşünüp, yüreğim ferahlıyor vallahi.
Sonra da polis akademilerinde uygulamalı olarak “ileri ceviz kırma teknikleri” dersi verilmeye devam edilmeli, diyorum, kontrollü ve orantılı güç kullanımı bağlamında.
Son bi not: Ceviz gerçekten de çok faydalıdır. Kolesterol falan düşürür. Daha ne faydaları var diye sormayın bana; ukalaca sonsuz bilgi kaynağına bknz, ulşnz diyorum da başka bir şey demiyorum.






4 yorum:

Levent dedi ki...

cevizi okudum iyi fikir gerçekten 2009 ne? o yıl mı yazdınız?Ah!adınızı da öğrendim ayrıca :)
Ot-landım'ı okumuştum ve yorum yapmıştm sanki,başka bir blogger mı yazmıştı acaba?
civcivlere gelince onlu yaşlarımda yani bundan 20 küsur sene evvel bende pazardan bir civciv almıştım sonra büyüdü horoz oldu.Horoz Corc.Canım ya..öyle güzel günlerimiz geçtiki onunla.İstanbulun göbeğinde bir kaç yıl yarenlik yapmıştık birbirimize.Hayatımda büyükçe yeri olan yegane canlılardan.Keşke hâlâ yaşıyor olsaydın Corc.
Gerçekten takip ettiğim bir kaç blogdan birisiniz.Yazmaya devam lütfen..
yüreğim midemde başlıklı yazıya okumuştum zati.Kayıp Şehir yıllardır izlediğim ilk yerli diziydi.Kabul edelim bu da ağlak değil miydi?Pat diye bitmesine ayar oldum ama sevindim bir yandan.Zehra hakkındaki yorumlarınıza katılmakla birlikte hatunun Salma Hayek'e benzerliği bi nebze çekilir kılıyordu :)

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Evet Levent, 2009 yılında yazdım ama bugüne değişen bir şey var mı? Yok! Bugünkü orantısız tazyikli su sıkmayı izlemişsinizdir. Horoz konusunda ciddi olamasızınız :) Hakkaten mi, yoksa kafa mı yapıyorsunuz :) Bizimkiler dizisinde vardı öyle bi adam, horozuyla dolaşıyordu. :) Yüreğim midemde hala öyle dolaşıyorum, çıkacak gibi gözükmüyor :/ Evet, Kayıp Şehir ağlakdı fakat daha yeraltı dizisi gibiydi, şehrin arka sokakları ve ötekileştirilenlerin, tutunmaya çalışanların dizisiydi. O yüzden sevdim ama sonunu sevmedim. Çünkü o çocuğun ismini Peri olarak değiştirdiler ya, tam peri masalı gibi bitirdiler. Uyuz oldum :) Zehra'ya sizin dediğiniz açıdan bakmamıştım, benziyor hakkaten. Ama Selma çok sıcak, Akdenizli. Bizimki soğuktu :) Ha, Ot dergi çok iyidi gerçekten :)

Levent dedi ki...

Horoz Corc konusu tümüyle gerçek bir ara yazacağım okursunuz.Mide bulantısı bende de hakim halen.Ot öküzü aratmazsa iyidir sanırım :

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Horoz Corc'u valla merakla bekliyorum. Epey enteresana benziyor. Ot hakkında sizinle aynı fikirdeyim. Gerçekten beğenerek okuduğunuzu belirttiğiniz için teşekkür etmeyi unuttum, şimdi ediyorum :):)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...