2 Ekim 2012 Salı

Peki Şimdi Nereye?



Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar...

demiş Turgut Uyar. Eeee bana da uyar tabii eylülün gitmesi. Hem de çok uyar. Valla romantiklikten falan değil bu şiirin, son mısralarını seçmem. Romantikliğin “R” sini bulamazsınız bende. Sadece ve sadece eylül ayının geçip gitmesini istiyorum. Hayır eylül ayında şükür kötü giden bir şey olmadı ve benim Eylül ayına fena halde bir anlam yüklemiş olduğum da yok.
Neden; sadece ve sadece aşırı sıcaklar. Dün, 1 ekim 2012 günü öğle sıcağında dışarı çıktık ve o güneş nasıl gözümün içine içine girdi, yüreğimi deldi anlatamam.

Kış gelsin istiyorum artık. En çok sevdiğim şey sıcak terliklerimi giyeyim evde. Sonra koca mantomu, postallarımı, çizmelerimi, botlarımı giyeyim. Eeee serde kadınlık var, biraz var ayakkabı manyaklığı. Soğuğu da iliklerimde hissedeyim. Hadi bakalım kızım sen bu yazıyı şubat ayında oku da göreyim. Biliyorum ben kendimi, bu kez de, “offf ya yaz gelsin bu kış da amma uzun sürdü, bırr bırrrr” diye kafa ütülerim.

Kışın soğuğunu ve etkinliklerini özledim dedim ya. Sinemayı da çok özledim. Neyse gene de gidilebilir. Kanun hükmünde kararname yok 2 Ekim de sinemaya gidilemez diye. Biz de gittik. Ege Üniversitesi Kampüs sinemasında -bu sinema salonuna o kadar az kişi geliyor ki, yazık diyorum. Gişe filmlerinin haricinde güzel sanatsal filmler getiriyorlar.- 2011 yılı – Fransa, Lübnan, Mısır, İtalya ortak yapımı ve Arapça, Rusça, İngilizce sesli Türkçe alt yazılı “Peki Şimdi Nereye?” filmine gittik. Bu filmin güzelliğini tahmin ediyor musunuz? Bu kadar milletten yapımcıyı ve dili bir araya getirmiş.

Filmde bir grup Lübnanlı kadın kendi köylerindeki Hristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki gerilimi azaltmak için çaba gösteriyorlar. Ve bunda da başarılı oluyorlar. Tabii bu o kadar kolay olmuyor. Dinlerin insanları nasıl gaza getirdiğini ve savaş sebebi olduğunu görebiliyorsunuz. Sanırım insanların inançları yumuşak karınları. Ve bunu çok iyi bilenlerin nasıl kullandıklarını. Aslında Gündem Sinemasında da izliyoruz sürekli, dünya insanları olarak da kimi zaman baş kahraman, bazen de figüran olarak da katkı da sağlıyoruz.

Neyse kurgu filme geleyim yine, kadınlar kurnazlıklarıyla erkekleri barışa, burunlarını sürte sürte, her türlü manevrayla yola getiriyorlar.
Ne yapalım ki kadınlara da bu hayatta kurnazlık düşüyor. Dobralık yapmalarına hiç bir zaman izin verilmiyor.

Ya şimdi tekrar aklıma filmin başı geldi usta. Nedense bugünlerde usta demeyi seviyorum.:) Evet filmin başı bizim Vizontele filminin başlangıç sahnesi gibi başladı. Çok fakir bir köyde televizyon seyretmek isteyen köylülerin anten çilesi, ve tek televizyonla açık havada çekirdek çitleyerek televizyon izlemeleri... vayyy dedim, ya Yılmaz Erdoğan arak yaptı ya da bu yapımcılar. Eve gidince hemen yapım yılına bakacağım dedim, baktım ve 2011. Yani şimdi Vizontele filminin ne zaman yapıldığını biliyoruz değil mi? Evet. Bir sinemacımızın bir filminden, bir sahnenin arak yapılması da hoşuma gitti doğrusu.

Dışarı çıktığımızda zalım güneş halen vardı ama zalım zalım yakmıyordu usta. Şu Ege Üniversitesi'ni de iyi ki ağaçlandırmışlar dedim. O kadar uzun yürüdük ki. Sanki bir çiftliğe gitmiş gibi. Ağaçların, ekinlerin arasından geçerek, mis kokulu havayı ciğerlere çekerek yürüdük. Evet yürümek, yürümeyi de çok özledim. Ayakkabımın arkası vurmasına rağmen deli gibi yürüdüm. Hiç şikayet etmedim doğrusu.:) Bu ılık yaz gecesi baya bi hoşuma gitti. Gece yürümenin tadı bir başka oluyor.

Durun artık yaza fazla övgü düzmek istemiyorum. Hemen zalım oluyor, yakıyor adamı. Kış mevsimine gelelim. Bana kış hakkında üç şey söyle deseler, yürüyüş, sinema, kitap, Kıbrıs Şehitleri ve her zamanki gibi intırnıtım derim...
Açtık bakalım sinema sezonunu. Hay laaa yaaa, Film Ekimini unutuyordum. İzmir'de 5 – 7 Ekim arasında Karaca Sineması'nda.
Müsaitseniz, sinemayı seviyorsanız kaçırmayın derim. 






2 yorum:

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

İlginç bir filmmiş :)

O değilde ben kışın sadece lapa lapa kar yağan kısmını seviyorum. Gerisi yani gri ve loş hava boğuyor beni. Ha birde şırıl şırıl yağmur yağdığında sanki içinin yangınlarına yapıyormuş gibi hissediyorum.
Ama her şeye rağmen seviyorum yazı :)

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Evet film güzeldi mesajını sevdim. Kadınların insiyatifi ele alıp başarmalarını... Ahhh İzmir'de kar çok nadiren yağıyor.Geçen sene uzun senelerden sonra yağdığında bayram etmiştik.:) Ama yağmuru boldur ve bende iflah olmaz bir yağmur seven olarak seninle aynı duyguları hissediyorum. Yaz bitmiyor, ama bitecek galiba :))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...