20 Eylül 2012 Perşembe

Devrim Arabaları


Dün Trt belgesel de “Devrim” arabalarının belgeselini tesadüfen izledim. Anlatıcı, arabanın üretimine katkıda bulunan mühendislerden biriydi. Hayli kırgındı, doğal olarak. 129 gün gibi çok kısa sürede arabanın üretilme mucizesini, Eskişehir Demiryolları mühendisleri tarafından gerçekleştirilmiş. Ellerinde doğru dürüst teknik imkan ve yeterli ölçüde ödenek olmadan başarılmış bir araba ve üstelik 1 değil tam 4 adet araba ve motor tipiyle üretilmiş. Devrim, 1961 yılında Cemal Gürsel tarafından Cumhuriyet Bayramı'na yetiştirilmesi istenmiş. Cemal Gürsel imkansızı isterken, gerçekleştiğinde, imkansızı gerçekleştiren kişi olarak Devrim'e binecek... Sürenin neden bu kadar kısa tutulduğuna ise aklım ermedi bir türlü. Sanki başarılmasın, üretilmesin diye baştan “fırsat veriyoruz ama Türk mühendisleri başaramıyor, bizde olmaz” algısı yaratılmak istenmiş. İlginç olan şu ki, Devrim'i devletin zirvesi istemesine rağmen, yardımcıları ve bürokratlar muhalif olmuşlar. Toplu iğnenin bile üretilmediği o yıllarda, yerli sanayi için çok önemli bir adım olacak Devrim için, ödenek 1200.000 tl den, 900.000 tl ye düşürülmüş. Devrim, basından gizli olarak Eskişehir Tülomsaş'ta üretilmesine rağmen, basın nasılsa öğrenmiş! Basın ve bürokratlar; ülkemiz çoktan “pazar” olduğu için ve bu “pazarın” bozulmaması için el birliği ile engel olurlar. Olayların gidişatına bakınca, bu kadar gerçek dışı süre içersinde, son derece düşük bir bütçeyle üretilen Devrim'in baştan, sonu belirlenmiştir. Basın Amerikan arabalarının ülkemizde “montajlanmasının” çok hayırlı olacağına dair başlıklar atarak yazılar döşenir. 23 mühendis geceli gündüzlü çalışır çalışmasına da, bittiğinde illa ki bi şeyler unutulacaktır. Benzin unutulmuştur. Tarihe 200 metre giden sonra duran araba diye geçer ne yazık ki. Sanki bu arabanın imalat hatası gibi gösterilir. Sanki arabaya bir daha benzin konmuyordur. Asmadan, keselim mi? Keselim.... “100 metre gidip bozuldu” başlığını attıkları 2 numaralı Devrim aynı gün Hipodrom’daki geçit törenine katılıyor, basınımız ne bunu, ne de Cemal Paşa’nın Anıtkabir’e bir başka Devrim otomobili ile gittiğini yazmıyor, yalnızca haber, yorum ve fıkralarda harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vuruyorlardı. Oysa aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine konmuş bulunan “At neslinin ıslahı” için 25 milyon TL ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Hala merak eder sorarım at neslinde o günden bu yana bir gelişme sağlanmış mıdır diye...  23 mühendis kırgın, kızgın ve hayal kırıklığına uğrar. Öyle ki geceler boyu çalıştıkları halde, fazla mesai ücretlerini dahi devlete kalsın diye kabul etmemişlerdir. Devrim arabasından sonra ilginçtir ki, 5 yıl sonra Türkiye'nin ilk yerli otomobili olarak bilinen Anadol, FORD – KOÇ Holding ortaklığında Otosan fabrikalarında üretilerek pazara sürülür. Daha sonra Anadol'un (pleksiglas) dağda keçiler tarafından yenildiğini duymuş olsam da, Anadol her ne hikmetse uzun süre piyasada kaldı. Velhasıl Devrim üretilseydi, Türkiye'nin sanayisi farklı yönde kulaç atabilirdi. Yine de içimden bir his bu iş olmazdı diyor. Yaşadığım onlarca yıl içersinde, hakikaten ülke yararına hayırlı işler yapan memur, bürokrat gibi kişilerin bir şekilde engel olunduğuna şahit oldum. Ya emekli edilirler, ya da kel alaka bir yere tayinleri çıkar. Bu durum gelenekselleşmiş ve kemikleşmiş durumda. Ne diyeyim? Vatana millete hayırlı olsun!

6 yorum:

Cüneyt Karakuş dedi ki...

Hep böyledir burada... Yaşadıkça üzülürek görüyorum ki, sadece para için yaşayanların memleketi olmaya başladı burası...

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Hem para, hem de ülkenin kendi kendisine yetmesi sürekli engel olunuyor maalesef. Hep başkalarına muhtaç kalsın. Rüştünü ispatlayamayan bir çocuk gibi...

agresif prenses dedi ki...

bunun filmini seyretmistim `devrim arabalari`
cok etkileyici bir hikaye...

ama zaten bastan kaybedilmis bir proje ki...adi `devrim`olan hic bir seyin bu ulkede yasamaya hakki yok...bunun en guzel ornegidir `devrim arabalari`...

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Ben hala ülkemize acıyorum..
Eller aya gitti biz hala kendi uydularımızı zor yollayabiliyoruz uzaya.. Aslında ülkemizde çok zeki insanlar var ama işte ülkenin kendi knedini kalkındırmasını istemeyen kendilerine mecbur olunmasını isteyen bazı gözü doymaz yaratıklar parasal güç ellerinde olduğu için engelliyorlar hep.. Ama belki bir gün başarırız... Umarım, inşaALLAH yani..

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

ben filmini izleyememiştim ama geçen gün belgeselde denk geldiğim, mühendislerden biri onca öz veriyle çalışmaya karşın başarılı olmalarına rağmen, taş koymalarına ve alay edilmesine çok içerlemiş. şimdi gençlerin hatırlamasına ve değer biilinmesinden mutluydu en azından. bu ülke böyle başarılı olan dışlanır...

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Maalesef Nursal, ülkemiz bir pazar ve o pazarın bozulmasını istemeyen medya ve bürokratlar artık kim yetkiliyse ellerinden geleni yapıyorlar. sorsa hep vatan, millet aşkına. inşallah, ama ben umudumu kestim artık :((

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...