6 Haziran 2012 Çarşamba

Adınız Soyadınız: Aslan Var


Son günlerde yoğunum. Sürekli dışarı çıkmam gerekiyor. Bazen arabayla, bazen metroyla. İşte arabayla çıkacağım günlerden olan “O” gün bir baktım ki, bizim arabanın önüne, camına kadar siyah olan bir minibüs park etmiş. Minibüsün üstünde çeşitli antenler falan var. “Orada neler oluyor?” diye kendime sordum. CSI dizisinin platosu mu olmuş bizim mahalle? Derken sağa sola bakmaya başladığım sırada, bakkal Aytekin dükkânının önüne çıktı.
Aytekin mahalledeki her şeyi bilir. O yüzden Aytekin'e “bu minibüs kimin?” diye sordum. 
Sorduğum anda da Aytekin'in “piyasa bozuk, piyasa bozuk, piyasa bozuk” diye söylendiğini duydum. 
“Hayrola Aytekin iyi saatte olsunlar ziyarete mi geldiler?” dedim. Aytekin “yok be aeeblaa, artık şarkı sözü yazmaya başladım, her sanatçı gibi; kendimden ve ülkede olanlara kayıtsız kalmayarak, olaylara duyarsız olmadığımı ifade ediyorum. Bi nevi dışa vurumcuyum” dedi. “Ahh Aytekin'ciğim keşke içe vurumcu olsaydın da, senin bu güzel şarkı sözünü duymamış olsaydım. Gözlerini pörtleterek ve üzgün “ne dedin?” dedi. “Üfff ya Aytekin, içinde sakla bu şarkı sözünü, bi duyan olur, eser hırsızlığı olur, şarkıyı notere onaylattın mı?” dedim. Aytekin ne demek istediğimi anladı. Zıpt o esnada hemen sustu. Aytekin “abla kimseye söyleme, bu eserimi Sezen Aksu'ya göndericem” dedi. Derin manalı bakışlarımla, başımı salladım. “Sezen Hanım bunu havada karada kapar, ama keşke piyasa bozuk olmasaydı” der demez, gözümün önünden yuvarladığım çamlar geçti. Sonra durumu toparlamak için “yok yafuu Aytekin yanlış anlama, bence süper bi şarkı olur, piyasanın bozuk olmasına rağmen, müzik dünyasını sallar” dedim. Aytekin çok mutlu oldu.
Aytekin'ciğim bu acayip minibüs kimin acaba? Önümden biraz çekilse de yolumuza gitsek” dedim. “Yan apartmana git, 3 no'lu dairenin zilinde “Aslan Var” yazıyor. Onların O minibüs” dedi. Benim dilim tutuldu. “Aaaa aaa” dedim. Aytekin “gitsene” dedi. “Ama bu minibüs, zilde Aslan Var yazıyor, korktum ben” dedim. “yaa korkma, o kapıdaki isim ve soyadı bizim Gülnihâl Abla'nın kocasına ait.” dedi. Offf bi rahatladım ki. Gülnihâl Abla soyunun Osmanlı'ya dayandığını iddia eden ve Osmanlı olduğunu kanıtlamak için, “geloorum, gidoorum, yapooruum, edooruum” diye konuşan gül gibi bi hanımzade. İzmir'e evlilik dolayısıyla yıllar önce tayin olmuş ve şimdi İzmir'de kalmış.yıllar önce evlendiği beyzadesi ile evliliği çoktan bitmiş, şimdi çok seçmeli evlilikler yaparak yaşamını sürdürmekte.
En son 6 ay önce evlendiği beyzadesinin adı soyadı “Aslan Var” mış. Beni bi gülmek aldı ki. Zili güldüğümü belli etmemeye çalışarak çaldım. Damat Aslan Bey çıktı. “pardon arabanızı biraz çeker misiniz? Çıkmam gerekiyor” dedim. Damat Aslan Bey'in halinden, duruşundan nedense hiç hoşlanmadım. Osmanlı soyundan geldiği için kafatası ile övünen Gülnihâl Abla'ya bu eşi hiç mi hiç yakıştırmadım. Neyse o da bi süre sonra kendisine yakıştırmaz sanırım.
Sonra ben yoluma gittim. Yolda amma da acayip ad ve soyadlar olduğunu düşündüm. Ama damat Aslan beyzadenin isminde eksiklik olduğunu düşündüm. Onun göbek adı Dikkat olmalıydı. Zaman zilde de “Dikkat Aslan Var” yazıyor olurdu. İnsanlar daha bi tedbirli olurdu Aslan beyzadeye karşı kanımca. Sen “Var” soyundan gelensin, neden büyük düşünmedi annen baban? Ya da sana bu ismi yakıştıran hangi aile büyüğüyse!
Bir gün bi resmi dairde Kiraz Kurt isimli birini görmüştüm. Bu Kiraz Kurt isimli vatandaşı hiç unutmadım.
Uzun lafın kısası daha ne soyadlar var; Hayat Güzel, Faiz Durmaz, Altın Çıkar, İmdat Yeter, Kuzgun Kuşkan, Olgun Portakal, Bilgi Sayar...


Kış / 2009

2 yorum:

Adsız dedi ki...

İlahi nilüfer hanım... Ne kadar güzeldi paylaşımınız... Benide güldürdün. Soy sop bir şeye yaramıyor zamansız arayışlar içinde olana... Yular Betsurat olsa ya adı...sevgilerimle...
Metin

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Ne güzeldi yorumunuz, teşekkür ederim Metin Bey :) selam, sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...