2 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir Karşı Akım; Little Free Library



Nisan ayı bizim için evde tasviye ayı gibiydi. Bir dolu atılacak eşya birikmiş. Küreselleşmenin ve kapitalizmin dört nala koştuğu günümüz dünyasında, her satın aldığın, nerdeyse anında çöpe dönüşüyor. Ucuz diye kapışılan pılı pırtıdan artık içime fenalık geldi.
Evde detaylı atma işlemini tamamlarken gözüm kitaplara takıldı. Her ne kadar artık Kent Kütüphanesinden alsam da, yine de satın aldıklarım da var. Fakat bir kere okuduktan sonra hiç bir kitabı ikinci kez okuduğumu hatırlamıyorum. Canım sıkıldığında, Sait Faik'in öykülerini saymazsak tabii. Salonda kütüphanede duran kitaplar var. Asla atılmaması gereken tarih kitapları ya da ailemden kalma kitapları saymazsam, diğerleri için burada ne duruyor diye düşünüyorum.Odama raf çaktım; o da doldu. En sonunda ıkea dan karton koli almanın daha iyi bir çözüm olacağını düşündüm ama onun da sonunun olmadığını anladım. Hani koliye konulan kitap bir kez daha okunmak için çıksa, amenna diyecem. Yok! Bir giren orda kala kalıyor.
Dedim ya, iş güç derken, Notos dergiyi geç almak zorunda kaldım. Daha farklısını düşündüğüm bir projeyi Hudson'da yaşayan Todd Bol kaybettiği emekli öğretmen annesinin anısına, okul binası görünümünde bir dolap yapmasıyla başlamış her şey. Bol, evinin önüne “tek sınıflı okulu” kitaplarla doldurmuş. Mahalleliden o kadar rağbet görmüş ki, küçük anıt böylelikle projeye dönüşmüş.
Tedd Bol bu ilgiden cesaret alarak arkadaşı Rick Brooks'un da desteğiyle birlikte kolları sıvayıp, kasırganın yerle bir ettiği ahırın enkazından çıkarılan malzemeyle ilk etapta 20 küçük kütüphane yapmış ve iki yıl kadar kısa sürede, çoğu Wisconsin'de olmak üzere, ABD'nin yirmiyi aşkın eyaletinde yenisinin öncülük ve aracılık etmişler.
Proje o kadar büyümüş ki, sınırları aşıp, Kanada, Almanya ve Gana gibi ülkelerde de yapılanlar eklenmiş.
Mini kütüphanelerin en büyük özelliği ise kilidinin olmaması. “Bir kitap al, bir kitap bırak.” Todd Bol projenin mantığının böyle işlediğini ifade ediyor. Beğendiğiniz bir kitabı alıp götürebilirsiniz, illa ki okuduktan sonra iade etmek istemiyorsanız, kütüphanenizden bir kitapla değiştirebilirsiniz.
Projenin fikir babalarına göre bu küçük kütüphaneler kitapların serbest dolaşımı ve okuma sevgisi yaymanın dışında bir başka misyonu daha olduğunu söylüyorlar. “iPad'lerin Kindle'ların çağında” ilk bakışta bir tür “karşı-akım” gibi görünebileceğini ifade eden Amerikalı girişimciler, bunun elektronik aygıtların sağlayamayacağı biçimde, insanları “yüz yüze” getirebileceğine inanıyorlar. Okuların tanışma ve kitaplar üstüne sohbet etme imkanı sağlayacğını düşünüyorlar.
Amerikalı girişimciler, projeye yapılan bağışların bir kısmıyla gelişmekte olan ülkelerdeki ya da sorunlu bölgelerdeki kütüphane programlarına destek vermeyi planladıklarını da söylüyorlar.
Oldukça cazip olan “karşı-akım” projesinin başka ülkelerde de takipçi bulmakta zorlanmayacak gibi görünüyor.
Bizim ülkemizde ise kişilerin kendi kütüphanesinden verdikleri kitapların geri dönmediği tecrübesi vardır. Benim fikrim artık okumadığım kitapların arkadaşlarla değiş tokuş yapılması biçimindeydi. “Alayım okuyunca getiririm” hiç bir zaman gerçekleşmediği için de, “aaa ayıp olur falan demeden” kişiler bu alış verişi yapmalılar, diye düşünüyordum.
Biraz önce netten görsellerden baktığımda, oldukça hoş küçük kütüphane tasarımları vardı.
Umalım ki bu “karşı-akım” projesi bizim ülkemizde de yeterli ilgiyi görsün






2 yorum:

Adsız dedi ki...

MUhteşem bir düşünce... Her şehirde kasabada köyde yapılması gereken bir paylaşım şekli... çok teşekkür ederim bilgilendirdiğiniz için. yüreğinize sağlık Nilüfer Hanım.. sevgilerimle..

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Bence de, çok güzel olur. Raflarda boşuna duran kitaplar elden ele bi anlamı olur. Çok teşekkür ederim. Selamlarımla...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...