20 Mart 2012 Salı

Bu arabada!...


Artık dışarı çıkarken genellikle fotoğraf makinasını alıyorum. Hayatın ritmi sokakta attığı için, bazen çok güzel kareler çıkabiliyor.
Geçen günde evden çıkmış, yürüyordum ki; tozlanmış, biraz da lastikleri inmiş bu arabayı, arabanın arkasındaki yazıyı gördüm. ''Bu arabada dünyanın en pahalı benzini kullanılmaktadır.'' 
Evet hepimiz için geçerli bu. Çünkü dünyanın en pahalı benzinini kullanan ikinci ülkeyiz. Birincisi Norveç, üçüncüsü de İtalya'ymış.
Trafiğe ve araç bolluğuna baktığımda, mübarek biz de benzin gani gani de, hani neredeyse Arap ülkesinde yaşıyoruz; benzin bol, çifter çifter al arabaları, yolları işgal et.  
İki yabancı insanın sohbete başlarken, 1-nerede oturuyorsunuz? (Sanki google earth mübarek insan) 2- Araban var mı? Varsa ne marka? modelini kaç? sorularıyla başlanıyor şimdiki zamanlarda. Yaa bu insanlar daha önce mal olmadığı için meğerse mütevazı görünürlermiş. Kırk yıl önce tanıdığın mütevazı Sabiranım Teyze gitmiş, yerine teknoloji uyumlu Sabiranım Teyze gelmiş, senin sabrını zorlayıp duruyor.
Durun bu sosyal değişimi bırakıp gelelim hava ve yol durumuna: şimdi reklamlarda sizde izlerken görüyorsunuz ki, ikide bir, araba reklamı. Kredi al, araba al. Durmadan zorluyor.Bi kere yeni araba demek devlete gelir kapısı demek. Trafik sigortası, yıllık taşıt vergisi, otoyollara ve köprüye verdiğimiz para, benzinin içindeki şahane katmerli vergiler, devletin de gayet işine geliyor. 
Vergi vermeyen o kadar meslek varken, her haneye çift araba sattırılarak, daya dolaylı vergiyi. Ohh ne ala memleket.
Emlakçı, kuyumcu, müteahhit, özel doktor ve şimdi aklıma gelmeyen  bi yığın iş yeri sahibi vergi ödemiyor. Çok az. 
Olsun dert mi yav! ''Yolların ustasıyım, röflenin hastasıyım,'' de savur saçlarını, paralarını.
Araba gelişmişliğin göstergesi değil cancağzım; bi şehirde ne kadar toplu taşım araçları bol ve rahatsa, gelişmişlik düzeyi de o oranda ileridedir. Ama biz de millet araba ile tıkanmış trafikte mutlu mesut saatler geçirmesini sever. 
Amann desinler desinler, onun arabası var güzel mi güzelll desinler.  Biz biliriz birbirimizi, kredi öderken helak olurken, arabanın vitesiyle, zırtıyla pırtıyla hava atmasını da çok severiz.
Yok aslında birbirimizden farkımız, hepimiz Osmanlı bankasıyız...
Tabii herkes de bu anlayışta değil. 
Biraz öne Ntv ana haberde gördüm, benzicide vatandaşlarla röportaj yapıyorlar. Adam ''vereverevereverevere'' diyor, kafayı sıyırmış, benzinin sürekli artışından. 
İki gün kontak kapatsak, işe toplu taşımla gidebilenler, araçlarını kullanmasalar n'olur? Hepimiz kızıyoruz ama bi tık dediğimiz yok. 
Beş lira bu yaa. Beş! Az buz değil. Tüketmeyin, bi kontak kapatın, hava atmaktan da vazgeçin, hayatınızı ipotek altında geçiriyorsunuz.
Hayat geçiyor gidiyor borç öderken, metal yığını için. 

Neymiş mutlu olcakmış. Poffff!

4 yorum:

taner dedi ki...

insana itibar arabasının markasına göre gösteriliyor artık. bi komşumuz vardı. eşini sorduğumda,misal, arabayı yıkamaya götürdü demezdi de, "mersedesi yıkamaya götürdü" ya da annesine gittiyse, "mersedesle annesine gitti" derdi. ya mersedesi arabadan saymıyordu kadın. sanki canlı varlıkmış gibi, kocasının kolu bacağıymış gibi... tövbe tövbe. neyse, hakkını yemeyeyim, en azından adam yatağa mersedesle girmiyordu sanırım. benzin parası kadının umrumda değildi galiba.

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

kesinlikle öyle. hımmm, araban yoksa paran yok, paran yoksa sen de bi hiçsin diyorlar. çok gıcık oluyorum. bi arkadaş var,birini görünce ilk ''nerde oturuyorsun?'' yerini öğrenince ona göre, konuşuyor ya da konuşmuyor. yaaa şimdi Taner Hocam, araba var, arabacık var. şimdi sizin komşu araba dese, mersedesin hakkını yicek!:) hem herkesle bir değil ki o? İzmir'de de mersedese güneş geçmiyormuş, içi sıcak olmuyormuş yazın en sarı sıcak günlerinde.:))) mersedesi olanların dünyada sırtı yere gelmez gari:))

darkolivee dedi ki...

görsel bombaymış yaa :)

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

O görsel hayatımızın içinde, yazan da hatırlattı bize :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...