10 Ocak 2012 Salı

Herkes alsın diye -II-


Kemal’le Afitap sade bi nikâh törenle evlenmişlerdi.
Evleri mütevazıydı. Umrunda değildi Afitap’ın. Kocası yakışıklıydı ya… ne gam!
Hem kocası fazla mesai hesabı, geceleri evlere iğne yapmaya gidiyordu. İşte bu paralarla Afitap, mutfak alışverişini hallediyordu.
Devir marketlerin olmadığı 1970 li yıllar. Fakat bazı bakkallar marketçi içgüdüsüyle kampanyalara başlamışlar. Oralardan alıyorlar bakkaliye malzemelerini Kemal ve Afitap. Ay sonu da pekala geliyor. Afitap kız meslek lisesi mezunu olduğundan, elbiselerini de kendisi dikiyor, ayakkabılarını da mutfak masrafından arttırdığı paralarla hallediyor. Annesi gibi kabul günlerine giderken anjelik topuz yaptıramıyor ama marifetli Afitap, saçlarını kaynatmalı bigudilerle sararak lüle lüle yapıyor.
Gelelim semt pazarına…  hafta içi kurulduğundan mecburen Afitap pazar işini hallediyor.  O zamanlar ne AB var Türkiye gündeminde, tabii ne de kriterleri…
Ver yansın bağırıp duruyor pazarcılar. Afitap burnu büyük dolaşıyor, tesadüfen pazara düşmüş merkezi uzay, galaksi prensesi edasıyla. Ama gözü de hep, en ucuz tezgahlarda. Beğendiği ürün ucuz değilse bile bi pazarlık, pazarcıların arkasından yaka silkmesine neden oluyor. Afitap’ta bi de azamet, sanırsınız, oradan alışveriş yapmasıyla, ônörrrlendiriyor pazarcıyı.
‘’ Gelll gelllll pazar güzeli bu elmalar, bedavayaaaaa’’ sesini duyar duymaz, Afitap tezgaha zıplıyor.
Işte o gün de böyle bi sese gitmişti binbir azametle Afitap. Tezgahta takır takır ses çıkaran kütür marka elmaları seçerken, sıtma görmemiş sesli pazarcı bağırmaz mı ‘’ herkeesssssss alsın diye indirim yaptık, herkeeesssss alsınnnnn diyeeeeaaaaaa.’’
Ahhh o anda Afitap bayılacağını zannetti. Aynı anda başına bi inanılmaz ağrı saplandı. Ve flashback babasının sözleri: O gün pazarda kendisiyle yüzleşti. Ah babacıım, ahh babacıımm ne kadar haklıymışsın. İşte hayat. Biz, ben herkes miyiz? Bu pazarcı adam bana herkes muamelesi çekiyor. O kim ki ha, o kim? Nası gücüme gitti?  Her şey bütün bu sözleri yemek için miydi? Kemal’in saçları dökülmeye başlamıştı ve en önemlisi aşkları da bitiyordu galiba. Ama Afitap’ı asıl ilgilendiren maddeydi tabii. Kemal’in fiziksel hali daha önemliydi ruhsal halinden…
Ama kel mel seviyordu galiba onu. Çekiyordu bu evliliği. Her şeye rağmen. Ve herkes olmayı göze alarak. Ama  O herkes değildi ki? O narin kalbini ‘’herkes alsın diye’’ sözleri nasıl yaralamıştı? Hiç aklından çıkmıyordu.
O günden sonra başına bi ağrı çöreklendi. Her zonklayışında ‘’her-kes al-sın di-ye,    her-kes al-sın di-ye’’ sözleri yankılanıyordu.
Bu durum Kemal’i üzüyordu ve yapabileceği tek şey eczacı Süleyman’dan aldığı eşantiyon  –cukka- opon ilaçlarıydı.
Güzelce ve asil karısı mis gibi koksun diye ancak puro sabunu getiriyordu bazı günlerde.
O gün, o sözleri duyduğu o gün eve geldi yaralı kalbi sızlayarak. Pazarlıkları yerleştirmedi bile. Attı bi tarafa. Başı ağrıyordu ve opon içmeye yöneldi. Opon da az kalmış. Kemal’e içinden bi sunturlu… alla allaaa birden ağzı da bozulmuştu. Silkelendi ‘’ neler oluyooorrr ba-naaaa, neleerrrr oluyorrr biii-zeeeee, neler oluuuyorrrr caaanııımmm.’’ Yemişim canımı. Benim canım nası yanıyor, nası? Adama bak beni ‘’herkes’’ yaptı. Onca azametli yürememe karşın. Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Aklından hep bunlar geçiyordu. Her şeyden vazgeçiyordu sanki. Ağır ağır gözlerini mütevazı evinde gezdirmeye başladı. Ne mütevazısı, ne? bal gibi dandik eşyalar işte. Baba evi aklına geldi. O mobilyalar, o şamdanlar, avizeler, Kristal aynalar… zengin mutfağı…
Başladı kendisiyle yüzleşmeye. Ne işin vardı ha, ne işin bu Kemal’de? Eşikler görücülerle aşınırken… ama ama onların hepsi de, şişkoydular, koca göbekli. Arsız gülüşleri, kıllı parmakları…
Başı hala geçmiyordu. Zonk zonk zonkkk… gitti bir opon daha içmeye. Yoktu, yoktu işte. İlaç için, bi ilaç daha yoktu. Sağlıkçının evi, ''hah hah hah haaaaaaaa'' diye sinirle gülmeye başladı Afitap. Tekrar evi gözden geçirdi sinsi bi gülüşle. Masanın yanına gitti aklı başında görünüşle…  masanın üstünde vazo, şekerlik olmasına rağmen, sakin fakat hızla örtüyü çekti.  Şangırrrrr! Hoşuna gitti. Sonra aslında hep sinir olduğu aynaya, kenarı çatlamış su bardağını fırlattı. Şungurrrr!
Saat akşam üzeriydi. Kemal geldi. Şaşırdı. Afitap Afitap, karıcııımmmm n’apıyosun, kendine gel. Yuvamızı ne hale getiriyorsun?  Afitap Kemal’e baktı. Onun bu duygusal ve yakışıklı hali etkiledi. -Laf aramızda Afitap, yakışıklı manyağıydı.- Kemal çabuk bana opon ver, başım çatlıyor. Pazarda adamın biri bana herkes muamelesi çekti. Nasıl, nasıl, nasıllll???
O gün eşantiyon sinir ilacı gelmişti Kemal’e. Karısındaki durumu anladı. Hemen karısına enjekte etti. Kısa süre sonra Afitap kollarında uyumaya başladı. Kemal anladı her şeyi, alelacele kalkıp evi topladı, kırıkları süpürüp bütün izi yok etti. Afitap’ın uzun süre uyuyacağından emindi. Hemen çarşıya koştu. Borç harç, kırılmışların yerine aynılarını aldı. Eve getirdi  yerleştirdi mobilyaları.
Eczacı Süleyman’a uğrayıp bi de puro sabunu aldı. Bu sabunun kokusu Afitap’a iyi geliyordu. Kemal eve gelince ellerini puro ile yıkadıktan sonra, Afitap’ın önünde diz çöktü. Ellerini Afitap’ın burnuna dayadı.  Afitap ilacın etkisinin de geçmesiyle ve kokuya hassasiyeti ile gözlerini araladı. Sinir krizinden eser kalmamış gibi yumuşacıktı bakışları. Evet hatırlıyordu yaptıklarını. Gözleri evin içinde dolaştı. Eski eşyaların yerinde mobilyacı Hamza’nın dükkânında gördüğü masa ve sandalyeler, aynalar vardı. Gülümseme yayıldı yüzünde… hoşuna gitmişti bu durum.
Anladı her şeyi. Meğerse ben de herkesmişim dedi.
Kelleşmeye başlamış Kemal’I öptü… tabii o da sevgili Afitapcığını…







4 yorum:

biricitconsungunlugu dedi ki...

cok guzel olmus bayıldım anlatım tarzınıza hıkaye cok gercekcı tasvırlerde oyle

nerde tirak orda bırak dedi ki...

Teşekkür ederim :))

Yağmur zamanı dedi ki...

bana "herkes" muamelesi yapma Nil:) yüzümde bi gülümsemeyle bitirdim yazını.. eline sağlık...

nerde tirak orda bırak dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...