21 Temmuz 2011 Perşembe

Sağlı sollu ilerleyelim ortayı işgal etmeyelim


Yazının başlığından da anlaşıldığı  üzere bugün karayollarına çıktık. İstikamet Urla. Vızzt diye on beş  dakkada Urla’ya varmak için hemen otoyola çıktık.
Çıktık da ne gördük?

Otoyol gişelerinde çoktan kartlı sisteme geçti. Gelin görün, gördüğünüzde de gözlerinizi açın ki, sürücüler otoyol gişesine, girişte kartı basıyorlar.
Hay bindokuzyuzaltmışbindört kunduz. Bi tamponla şunları dokun da olaya uyandır. Gişe girişinde kart basılmıyor, çıkışta basılıyor.
Aynen paralı gişelerde olduğu gibi kuyruk oluşturuyortlar.
Ben sürücülere bakmaktan, “ay bu basar, bu basmaz” diye tipine bakıp süzme olup olmadığını anlamak için gişeler arasında zikzaklar çize çize mahvoldum.
Nihayet otoyola girdik. Vıınnn diye bi an önce Urla’ya gidip şaane denize cosss diye atacaz kendimizi.

Ben ortadirek bi vatandaş olarak her daim orta şeritten giderim. ne yavaş -hınnn hıınn- diye arabaya gaz verişrim ne de sol şeritten zorrrtttt diye gazlarım.
Zaten yaz  aylarında Çeşme otoyolunda sol şeritten gitmek için arabanın 180-200 basması gerekiyor. Arkadan gelen arabayı dikiz aynasında görmenle adamın yanından vızztt diye sivrisinek misali geçmesi anında oluyor. Benim de ööle birmilyonbeygir gücünde arabam olsa sivrisinek gibi uçarım.
Sakınnn haa, yanlış anlamayın arabamı çok seviyommm. Arabamın  havasına suyuna ayrı ihtimam gösteriyorum, o ayrı.
Gelelim otoyolun orta şeridine yayılan dangıllara. Bu dangıllara ne kadar flşaşör çakarsan çak, umurlarında değil. Allam bi rahatlık vermiş, o kadar olur. Ee o zaman ben ve benim gibiler ne yapıyor; bu dangılları sağlıyor. Bu sefer bunlar hırs yapıyor, tintin giderken hemen gazlayıp, yanına geliyorlar bi müddet aynı hizada gidip, sonra “bakkkk  aslında ben ne hızlı araba kullanıyorum” mesajını çaktıktan sonra gazlıyorlar.
Ayyyy ben de bi şaşıyorum ki bunlara o kadar olur! Aman yalebbim bu hayatta ne hızlı giden yiğidolar varmış, yoksa maykıl şumaerin yandan yemişi misin nesin sen diyorummm.
Bugün de bi tanesini flaşörledim. Bu da rahat yiğidolardan biriydi. Sağa geçmeyi hele ki bi kadının “hoopss çekilsene” demesini gururuna yediremedi. Ben de sağladım. Aman yalebbim bu bi hırs yap, bi hırs, zırt aynı hizada, bizim arabanın yanında bitti... adama bi baktım Ediz Hun gibi pırasa saçlarını yandan ayırmış, 70 lerden kalma bi saç traşı. Bi de salak salak sırıtıyo. Dişlerini yeni yaptırmış ondan zaar. Ön iki dişi 20x25 lik ebatındaydı. Bi de derz dolgulu falan. Canım milyarları dişe yatırdım ziyan olmasın, kullanayım bari diyor herhalde. Güle güle kullan ediz beyciim dedim içimden. Umarım tez zamanda gömmezler o dişlerini.
O sırada benim cd çalarda Sıla’dan Alain Delon’um benim şarkısı çalıyordu. Nakaratta “aallaaaahhh alllaaaaaahhh” kısmı gelmesin mi? geldi? Bu bana mı diyonn, dedi. Ben de ohh tam yerine manzara geldi bi oturtiyim bari dedim. Kolumu  camdan çıkarıp,parmaklarımı açarak, teflon tavadaki köfte gibi elimi döndürdüm. “sana hemşerim bişi mi var” dedim. O da bana aynı hareketi yapıyor. “bababababa havalara nasıl da geriniyor / Alain Delon’um benim nasıl da kasılıyor / No no no no almayayım başkası alsın / tipim değilsin / üstü kalsınnnn/
bu da mı bana diyor? Evet sana adama bakar mısın iyi ki bi diş yaptırmış kendini bişi zannediyor. Bu sefer elimi sulu köftenin köftesi gibi yaptım gaza bastım, sağ şeritten onu solladım.
Hani  Amerikan filmlerinde seyrederdik otoyol sapıklarını, allamm bu da otoyol sapığı olmasın dedim.
Offf, neyse değilmiş. Gitti nihayet.
Sağ şeritte giderken koca bi kamyon lastiği parçalanmış, orda yolun ortasında öööle duruyoır. Bereket sağ tarafta bi boşluk vardı da, oraya sağladım. sağın sağına da ulaşmış olduk böylelikle!
Oysa bir kilometre ötede, karayollarından ekip var, eline bayrak almış, araçları yönlendiriyordu. Kaza olcak allam korusun, gidip alsalar ya! Yok olmaz, şimdi bunlar derler ki; Çeşme otoyolunun 41. kilometresinden sorumluyuz, 40. kilometre bizim sorumluluk alanımızda diil.
Offf ya, sinir oldum
Sinir olmaya başlayınca bana bişey oluyor, her aksaklığı görmeye başlıyorum: saat sabahın 11 de elektrik direkleri gündüz gündüz yanıyordu.
Bu ne yaa böyle? Allllaaaaahh Allllaaaaaaahhh, Sıla’nın nakaratı.
Nerde bu devlet, nerde bu millet…



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...