21 Nisan 2011 Perşembe

Yağmur


Kadınları en iyi yağmur mu anlar ya da yağmuru kadınlar mı anlar? Şarap içilmeyecekse peynir niye var? Kitap okunmayacaksa yağmurla çay niye var? Aşık olunmayacaksa kadınlar ve adamlar niye var? Madem ki büyük yanlışlar olmayacak, bu hayat niye var?
Şu anda bardaktan boşanırcasına yağmur var. Hep öyle denir değil mi? Bardaktan boşanırcasına... Zaman gece yarısından sabaha doğru ilerlemekte yavaş yavaş. Yağmur camlarla beraber ruhumu da yıkıyor.  Zaman sabaha doğru yol alırken sessizlik hüküm sürüyor. Sessizliği bozan; huzur ve mutluluk duymama sebep olan yağmur.  Yatmadan önce doğa ninni söylüyor derinden ve sakince.
Sesini duyuyorum. Şu an gündüz vakti olsa kendimi dışarı atıp, sırılsıklam olana, saçlarımdan sular süzülenene dek yürümek isteyeceğim an. Yürürken yüzümde bir gülümseme olacağını biliyorum. Neden diye sormayın, öyle olur işte. Geçtiğin en pis sokak bile yağmurla birlikte yıkanmıştır, cennet gibi gelir. Ayaklarına sular girer belki ama “olsun, olsun değer” dersin. Biraz da üşürsün, ama aldırmazsın işte. Yağmur sana yaşadığını hissettirir.
Baharla, yağmurla birlikte yenilersin kendini. Unutursun her şeyi. O anda doğanın bir parçasısındır artık.
Sana gökyüzü ağlıyormuş gibi gelir. Hep mutsuzluktan dolayı ağlanmaz ya. Mutluluktan ağlıyordur, bence. Evet, kesinlikle mutluluktan ağlıyordur. Hayat kendisini yeniliyordur. Mutlu olmuştur gökyüzü ve sevinçten gözyaşlarını rahmet olarak sunuyordur, yeryüzüne.
Yağmur dindiğinde toprağın kokusunu içine taaa ciğerlerine kadar çekersin. Toprağın kokusunu ciğerlerinde hissedince varolmanın mutluluğu sarar her hücreni. Yağmur dindiğinde huzur da bırakır. Ansızın başını kaldırıp baktığında yağmurun geride hediye olarak bıraktığı gökkuşağını görürüsün ve hemen bir dilek tutarsın. Mutlaka o dileğin gerçekleşir. Yağmur ve gökkuşağı gibi iki mucize gerçekleşiyorsa, yüreğinin en derininden duyumsadığın dileğin neden gerçekleşmesin ki? Gökkuşağı hayaldir, hayallerin umuttur. Yağmur umudun simgesidir, canverendir, varoluşun ta kendisidir. Yaşamın ta kendisidir, yaşamın ayrılmaz bir parçası, tıpkı hiç bitmeyecek umutlarımız gibidir.
Yağmur her insanın gözlerinin parlamasına sebep olur. İnsanlar hayallerinde büyük ya da küçük öyküler ve şiirler düşler. Damlalar hızla yere değmeye başladığında, hiç aklına gelmeyecek çocukluğundan bir anı gelir oturur yüreğinin tam ortasına. Hüzünle gülümsersin. Şu anda yaptığım gibi Bülent Ortaçgil’den “Yağmur” şarkısını dinlersin.
İlkyaz yağmurları insana güneşli günleri vaad eder. Artık bıktığın kara kıştan çıkacağının müjdesini sunar. Doğanın yeryüzüne ve insanlara sunduğu en güzel oyuncaktır. Gökyüzünde bulutların yavaşça toplanmasını izlersin önce, sonra ışıklar saçılır etrafa ardından kocaman kocaman sesler duyulur. Evlerin camlarını titretir. Belki seni de… Sonra yağmur başlar, utanmasan altında dans etmek istersin. Çaktırmadan biriken su göllerinin üzerinden atlayarak bu mutluluğu yaşarsın.
İlkyazda dünyaya geldiğim için şanslı sayarım kendimi. Ve o gün yağmur yağarsa bana Tanrı tarafından verilmiş en güzel armağanı tüm yüreğimle kabul eder, yeni yaşımın çok güzel geçeceğini umut ederim.

Ve yağmur –yağmurlar-  / ah şu yağmurlar durmasa ya / ne güzel ıslanıyor ilk yaz / ne güzel ne güzel ne güzel/ denize zorla sokulmuş / ağlamaklı bir çocuk gibi/
Edip Cansever

4 yorum:

Yağmur zamanı dedi ki...

imrendirdin... yağmuru özlettin bana.. yagmur duasına çıkasım geldi:)) sevgiler..

nerde tirak orda bırak dedi ki...

haftasonu buraya da gelecekmiş:) Keyfini çıkartmalı:) ıslak sokaklar, kokusu, harika:) sevgilerimle Yağmur :)

Mehmet dedi ki...

biz de severiz efenim yağmuru. Islanmak güzeldir.
takipteyim:)

nerde tirak orda bırak dedi ki...

hoşgeldiniz :) yağmur mucize gibi bi doğa olayı. ne güzel diğer sevenleri de görmek. selamlar...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...